• +90 232 364 33 14
  • +90 533 086 86 23
  • Pzt - Cts : 10:00 - 20:00 Pazar : Kapalı

Müzik Çalışmalarımız

Müzik Çalışmalarımız

Erken yaşlardan itibaren müzik sevgisi kazanmak ve müzik eğitimi almak çocuklara çok önemli faydalar sağlar.

 

  1. Müzik öğrenmek beynin dil ve muhakeme ile ilgili bölümlerinin gelişmesine yardımcı olur. Erken yaşlarda alınan müzik eğitimi çocuğun beynindeki dil ve muhakeme ile ilgili bölümün gelişmesine katkı sağlar. Beynin doğumdan sonra uzun yıllar boyunca gelişmeye devam ettiği biliniyor. Araştırmalar müzik eğitiminin beynin dilin işlenmesinde rol oynayan sol yarısını fiziksel olarak geliştirdiğini ve beyin hücreleri arasındaki bağlantıları artırdığını göstermiştir.
  2. Müzik ve uzamsal zeka (dünyayı doğru olarak algılayabilme ve nesneleri zihinde doğru olarak canlandırabilme kabiliyeti) arasında neden-sonuç ilişkisi mevcuttur. Birleştirilmesi gereken çeşitli ögelerin zihinde görsel olarak tasarlanabilmesini sağlayan bu zeka türü ileri matematik problemlerinin çözümünden kitap kaplamak gibi günlük olarak ihtiyaç duyulabilen her türlü sorunun çözümlenmesi için gereklidir.
  3. Sanat öğrenen çocuklar yaratıcı düşünmeyi ve problemleri modası geçmiş kural ve varsayımlara dayanarak değil,farklı çözüm yollarını düşünerek çözümlemeyi öğrenirler. Sanatta soruların hiçbir zaman tek bir doğru yanıtı yoktur.
  4. Araştırmalar sanat öğrenen çocukların standart akademik testlerde de daha başarılı olduklarını göstermiştir. Ayrıca yine araştırmalar sanat öğrenen çocukların lise ders notlarının diğer çocuklara kıyasla daha yüksek olduğunu da göstermiştir.
  5. Sanat öğrenmek çocukların farklı kültürlerle tanışmasını sağlar ve bu kültürlere mensup kişilere empati ve sevecenlikle ile yaklaşmayı öğretir.
  6. Müzik öğrenirken ayrıntıları özenle bir araya getiren ve iyi bir çalışmayı oluşturan unsurları öğrenen çocuklar sanatçı olmanın ne demek olduğunu da öğrenirler. Bu standartları kendi çalışmalarında da uygulamaları yeni bir mükemmellik düzeyini ve öğrencinin içsel kaynaklarını zenginleştirmesini gerektirir.
  7. Müzikte hata hatadır; enstrüman doğru sesi çıkarmıştır ya da çıkarmamıştır; notalar doğru çalınmıştır ya da çalınmamıştır; parçaya doğru giriş yapılmıştır ya da yapılmamıştır. Dolayısıyla sadece çok çalışarak başarılı bir performans göstermek mümkündür. Müzik öğrenimi ile çocuklar mükemmelliğe ulaşmak ve sıkı çalışmanın somut ödüllerini elde etmenin sürekli çaba göstermeyi gerektirdiğini anlarlar.
  8. Müzik öğrenimi ekip çalışması becerilerini ve disiplini de geliştirir. Bir orkestranın doğru sesleri verebilmesi için tüm oyuncuların tek bir hedef doğrultusunda uyum içinde çalışması gerekir ve bu da müzik öğrenimi konusunda kararlılık, provalara katılma ve egzersiz yapmayı gerekli kılar.
  9. Müzik öğrenmek iş yaşamında gerekli vasıfların geliştirilmesini de sağlar. Gözlem yerine “yapmaya” odaklandığından çocuklara dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar “nasıl yapmaları gerektiğini” öğretir. Esnek ve zengin bir kafa yapısına sahip, çok yönlü kişiler işverenler tarafından da tercih edilir.
  10. Müzik korkuları yenmeyi ve risk almayı da öğretir. Belli ölçüde kaygı iyi ve hayatta sık sık yaşanan bir şeydir. Bunla erken yaşlardan itibaren ve sık sık baş etmeyi öğrenmek ilerleyen yıllarda daha az sorun yaşanmasını sağlar. Risk alabilmek çocuğun potansiyelini tam olarak geliştirmesi için şart olan bir özelliktir.

Piyano

Kursumuz piyano eğitimi sürecinde öğrencinin deşifre yeteneğini ve müzikal anlayışını geliştirmeyi hedefler.

Piyano eğitiminde uzmanlaşmış kadromuz başlama yaşı en küçük olan bu enstürman öğrencinin yetenek düzeyi ve çalışma alışkanlıklarına göre öğretim sürecini planlar. Okul öncesi yaşlardan itibaren öğrenciye düzenli çalışma alışkanlığı kazandırır bu da yaşamın her alanında başarıyı getirecektir.

Keman

Keman perdesiz bir çalgı olduğu için bu branşı seçecek olan öğrenci hassas bir işitme yeteneğine sahip olmalıdır. Öğrenimi sabır ve disiplin gerektiren bu enstürmana başlama yaşı 10 ve üzeri olmalıdır.

Viyola

Yaylı çalgılar ailesinin ikinci üyesidir ve şekli kemana benzemekle beraber kemandan biraz daha büyüktür. Fiziki yapısı kemana çok benzer. Keman ailesi müzik aletlerinde orta sese sahiptir ve keman ile çello arasında yer alır. Gövde uzunluğu 41 – 45 cm civarındadır.

Notaları üçüncü çizgi ‘do’ anahtarıyla yazılır. İnce seslerde ‘sol’ anahtarı kullanılır. Viyolanın da dört teli vardır ve tam beşli aralıklarla DO, SOL, RE, LA olarak akort edilir.

Viyola teknik açıdan da kemana çok benzer. Parmak ve yay tekniği, pozisyonlar ve değişik ses renklerini elde etme yöntemleri kemandan farksızdır. Fakat viyolanın genelde koyu, derin ve can alıcı bir ses rengi vardır.

 

Tellerin her biri kendine özgü bir kişilik taşır. La telinden elde edilen sesler, tatlı ve ılımlı duyulur. Re telinin gösterişsiz ama yumuşak bir rengi vardır. Sol teli çok zengin tınılar üretir, en alttaki Do teli, özgün ses rengiyle, ciddi ve egemen bir yol göstericidir. Hoşgörüyü ve güven veren duyarlılığı anımsatır. Derinden gelen alto sesiyle viyola acıyı, hüznü ve sevdayı anlatmakta etkilidir. Kimi zaman sertliğe varabilen ince seslerle, ürkütücü çığlıkları duyururken, kimi zaman tatlı bir öğütçülüğe yönelir.

Bu özellikleri içeren viyolaya, orkestrada armoni eşliğinin orta partilerini seslendirme görevi verilir. Çünkü viyolanın ses alanı, orkestranın ses alanının tam ortasındadır. Kimi zaman özelliklerinden faydalanmak için bu çalgıya karakteristik ezgileri seslendirme görevi de verilir.

Çello

Yazı’nın başında da belirttiğim gibi 16. yüzyıl’da ilk örneklerine rastlamak mümkündür. İlk zamanlar orkestralarda bas sesleri desteklemek ve tamamlamak adına kullanılan Çello’lar 5 telli olarak piyasaya sürülmüştü… Tek başına bir çalgı olarak kabul edilmesi ise 18. yüzyıl’da gerçekleşmiştir. Büyük bir enstrüman olması nedeniyle bir gitar, keman ya da saz niteliğinde hiçbir zaman yer almamıştır. Az önce de belirttiğim gibi orkestralarda daha çok tercih edilmekte ve bas sesleri tamamlamaktadır. Andrea Amati ilk Çello’yu piyasaya süren isimdir. Antonia Vivaldi ve Luigi Boccherini gibi ünlü besteciler yalnızca Çello için Suit’ler hazırlamış ve bunları müzisyenlere sunmuşlardır. Bu dönemden sonra Çello tek başına bir enstrüman gibi anılmış ve orkestra’dan kopmuştur. Daha birçok isim yalnızca Çello üzerine çalışıp besteler yaparak, bu besteleri dinletmeyi başarmıştır.

Gitar

Telli bir çalgı olan gitar, 5 telli olarak Mezopotamya‘da ortaya çıkmış, daha sonra 6. tel eklenerek geliştirilmiştir.

Mezopotamya, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.

 

1940yılında ilk elektro gitar geliştirilmiş ve seri üretimine geçilmiştir. Pek çok türü olan bu çalgının başlıca türleri şunlardır: elektro gitar, Elektro gitar – Epiphone Les Paul Model klasik gitar, akustik gitar, bas gitar. Gitar, pena veya tırnaklarla çalınır.

 

Batı ülkeleri içerisinde bir egzotik müzik olarak görülmektedir. Gitar ve Lut çoğu zaman birbirleri ile karıştırılmaktadır. Aynı kuşaktan gelen çalgılar birbirlerine çok benzemektedir. Gitar aile bakımından gerçek Lut (Lavta) ailesine aittir. Ayrıca kendine ait özel bir formu olduğu bilinmektedir. Gitarın en son uğradığı yer 18.yy’da Afrika’dır. Buraya Portekizliler tarafından getirilmiştir. Antik devletlerde hemen hemen tüm lut ailesinin düzenli olarak kullanıldığı , karakteristik özelliklerinin ise zamanla geliştiği görülmemektedir. Yapılan araştırmalarda bulunan en eski gitar doğuda bulunmuştur ve “Guitarra Morisca” adı verilen bu çalgı 13.yy’a ait bir latin gitarıdır.

 

Her araştırılan yolun sonunda gitarın batı ülkelerinde kilitlendiğini görürüz. Örneğin Greklere doğru bir gidiş yaparsak “Kithara”ya rastlarız. Eski kültürde tıpkı Mısır kültürü gibi Lut da önemli bir yer teşkil etmiştir. Lut olarak gelişim gösteren bu çalgı daha sonra gitar karakterine dönüşmüştür. Gitarın 8.yy’da Arapların İspanya’daki hakimiyetleri sırasında Arap kültüründen etkilendiği de bilinmektedir. Dört ayrı büyüklükte olan bu enstrümanlardan biri küçük formda olup diğerleri buna bağlı olarak büyümektedir. En küçüğü olarak bilinen enstrüman “Kairo” adında 85 cm uzunluğundadır. Daha sonra bu çalgı “Jeremias” adını almıştır. Bunu takip eden üç çalgının boyutları çok açık şekilde belirlenmiştir. (bkz. Şekil Abb.2) Başka bir dört telli çalgı Heilderberg Mısır Antolojisi Enstitüsü tarafından bulunup Metropolitan müzesine (Newyork) verilmiştir. Bu çalgı 92 cm. boyundadır. Bu iki çalgının tahminen 4-8.yy’lara ait olduğu sanılmaktadır. Bu zamana ait bir çok aynı kökenli çalgı serisinde ses yansıtıcı deliklerin küçük olduğunu görmekteyiz. Küçük olan enstrümanın Küçük olan enstrümanın bilinen bir küçüğü daha vardır. Buda 41 cm. civarındadır. (bkz. Şekil Abb.1) Bundan daha büyük olan diğer enstrümanlar büyüklüklerine göre sıralanmışlardır. Bunların hepsi Lut ailesine ait olmasına rağmen , tekne ve genel görünüm açısından orijinal , fakat garip bir tarihi gelişim göstermiştir.

 

BATI ÜLKELERİNDE GİTAR

Gitar 13.yy’dan beri Avrupa’da kullanılan bir çalgı olmuştur. Ancak , soy bakımından burada yeterince açık bir kimliğe sahip değildir. İsmini büyük ihtimalle Yunanlılardan almıştır. Biraz geriye doğru gidildiğinde formal yönden “Gitara”ya bir hayli benzediği , ancak çok fazla değişim gösterdiği görülür. Araplarda ve İranlılarda “Sitar” adını almıştır.Geleneksel çalgılarla bağlantı kurulduğu zaman oval teknesi itibari ile “Tambur”a benzediği görülür. Bir yandan da “Guitarra Morisca” yı hatırlatan bu çalgı 143.yy’ın ikinci yarısında ilk kez Alfonso El Sabio‘nun minyatürlerinde Cantigas de Maria adı altında resimlenmiştir. Üzerinde uzun bir boyun ve anlaşılmaz bir tekne donanımı daire şeklindeki ön deliğin içinde yer almıştır.

Aynı özellikleri “Guitarra Latina”da ve aynı formları da modern gitarda görmekteyiz. Bahsettiğimiz enstrüman İspanyol şair Juan Ruiz’de Hita (Libro de Amor) adlı eserinde “Guitarra Morisca”da olduğu gibi keskin ton ve çılgın seslerin bulunduğu çalgı diye bir bağlantı kurularak anlatılmıştır. Sadece aynı çalgıyı çalanlar , yani yorumcu kesim ilk kez 1349’da Normandiya’da görülmüştür. Gitarın değişik tipleri ve formları vardır , bu değişik tanımak gerekir. Örneğin bir enstrüman üzerinde çalışırken akort kulaklarının bağlantısı,sap kısmı için kullanılan ağaç gibi ayrıntıları az çok bilmek gerekmektedir. Bugünün gitarı kendisini bilinen gitar ışığı altında, ancak daha da gelişmiş olarak “Guitarra Latina” adı ile duyurmuştur. Bununla birlikte düz tekneli , garip saplı ilginç bir çalgı da karşımıza çıkabilir. Ayrıca dikkat edilmesi gereken , bir cins lut üzerinde dışarı ses veren bir delik bulunması ve özel bir bölümden çıkan bu bölüme bir takım tellerin sürgü eşik bağlantısı ile ses iletiyor olmasıdır.

 

Gitarın modernleşmeye başlaması 1484’de Tine Toris ‘de olmuş ve “Hisponorum İnvento” adını almıştır. İspanyada Vihuela , İtalyada Viola ismini almıştır. Bunu takip eden yıllarda güneye doğru 1540’da Fransa’ya , sonra tamamen güneye ve batı Avrupaya kaymıştır. Bundan sonra gitar çıplak elle kullanılmaya başlanmış, sistemli hale gelmiştir. Böyle bir sistemi ilk kullananlardan birisi Karl Geiringer’dir. Gitar değişik ülkelerde değişik adlar almıştır. Bunlar:Gitara, Gitara Latina,Guiterre Latine, Guitarra Morisca, Guiterre Moresche, Guitarra Sracenica, Vihuleda de Penola, Guintarra, Qinterne, Lutina Guiterne, Kitarra, Chitara, Chitare, Guitarre,Gitarre… Form olarak günümüz gitarı , belirli normlara sahiptir.

Bateri

Bateri, davullardan ve zil başta olmak üzere diğer vurmalı çalgılardan oluşan bir çalgı takımıdır. Şarkılarda ritim  tutmaya yarar. Fransızcadan Türkçeye geçmiş bir kelimedir. Türkçede "bateri" yerine "davul", "davul seti" ve "davul kiti" terimleri de kullanılır.

Bateri çalma, hızın yanı sıra denge ve akıcılık gerektirir. Düzenli olarak metronom ile çalışmalı ve single-stroke, double-stroke, paradidle, double paradidle, üçlemeler, altılamalar gibi el teknikleri, dörtlük ritmin üzerine dörtlük, sekizlik, onaltılık kick vuruşları gibi sağ ayak teknikleri (eğer twin pedal tercih edilirse sol ayak için de aynı egzersizler uygulanabilir), hi-hat ile dörtlük,sekizlik,onaltılık saymak gibi sol ayak teknikleri ve tabii ki el-ayak kombinasyonları gibi teknikler üzerinde alıştırma yapılmalıdır.

Klarnet

19. yüzyılda Chalumeau (Şalümo) adıyla orkestralarda icra edilen bu nefesli saz klarnetin atasıydı. Fransızcadan gelen bu isim nefesli sazların genel adıydı. Aynı yüzyılda Denner adlı çalgı yapım ustası Şalümo'yu geliştirerek bugünkü sisteme doğru ilk adımı atmıştır

Şan

Solfej

Sanatın mutfağına bizimle birlikte hazırlanın.